Yaptığım yemekleri bir kez yaptıktan sonra tekrar yapamıyorum çünkü unutuyorum. Hem bu sorunuma çare olsun hem de benim gibi yemek yapmak konusunda yeteneksiz bekar dostlarımın da karnı doysun fikriyle oluşturduğum bir nevi "aç kalmama mutfağı"

Kremalı Mantar Soslu Makarna

Bugün kremalı mantar soslu makarna yaptım. Peki, nasıl yaptım? Önce malzemeler;

1 adet soğan
1 adet sarımsak
1 çay bardağı krema
1 paket makarna
6-8 adet mantar
kaşar peynir
karabiber tuz
zeytinyağı ve sıvı yağ

Bir tencereyi makarna için, bir tencereyi de sos için tahsis ettim. Makarna için suyu kaynatıp biraz zeytinyağı ve biraz tuz ilave ettikten sonra makarnaları tencereye boca ettim. Makarna bir taraftan pişerken soğan ve sarımsakları olabildiğince ince kesip sıvı yağ koyduğum diğer tencereye döktüm. Onları öncelikli pişirmeye başladım. Bu esnada mantarların kabuklarını soyup ince ince doğradım ve 3-4 dakika sonra onları da sos tenceresine ekledim. Bir süre karıştırmak suretiyle pişirdim. 2-3 dakika sonra da kremayı da tencereye döktüm. Tuz, karabiber ve pul biber de ekleyip karıştırdım.

Bu esnada makarna pişti ve çıkarıp süzdüm. Süzdüğüm makarna kenarda beklerken sos tenceresine kaşar peynirini de ekledim ve 1 dakika kadar karıştırdım. Ardından makarnayı da bu tencereye dökerek 3-4 dakika da hepsini birlikte karıştırdım.
…Ve kremalı mantar soslu makarnamız servise hazır. Afiyet oldu.


Krem dö la kremalı Patates

Krema her nasılsa mutfak dünyasının fenomeni. Mesela yemeklere sarımsak soğan da koyuyoruz ama sarımsak soslu makarna demiyoruz oysa içinde krema varsa yemeğin adında baş sırayı hemen kendisi alıyor. Neyse, biz konumuza dönelim. Bilindiğinin aksine kremalı patatesimiz yancı değil ana yemek olmalı. Et yapayım yancı da kremalı patates yapayım derseniz bu olmaz. Kremalı patatesimizi yapalım yancı olarak da cacık yaparız mesela canım mutfak sever dostlarım.


Only Good Cacık Me

Size kral kebapçı cacığı tarifi veriyorum. Yaz.

3 adet salatalık
1 kase yoğurt
1 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı pul biber
1 diş sarımsak

Yoğurdumuzu büyükçe bir kaba alıp iyice karıştırıyoruz. Dilersek bir çay bardağı su ilave edebiliriz ama daha fazlası değil. Yoğurt olarak manda yoğurdunu tercih etmenizi öneririm. Karıştırma işlemi bittiğinde 1 tatlı kaşığı tuzu ve 1 yemek kaşığı pul biberi de ilave ediyor tekrar karıştırıyoruz. Sonra bir Zeki Müren şarkısı açıyoruz, mesela “sevemedim kara gözlüm seni doyunca hep kıskandım seni elden yıllar boyunca” derken salatalıkları rendeliyoruz. Rende yaparken dikkat edelim rendenin en küçük kısmı değil de büyük parçalar bırakan kısmını tercih ediyoruz. Biraz büyük büyük kalıyor yani salatalık parçacıklarımız. Ha, unutmadan ekleyeyim, salatalıkların kabuklarını tamamen soymuyoruz. Bir soyulmuş bir soyulmamış bırakalım olur mu? Kabuğu da kalsın biraz yani. Sonra bu rendeli salatalıkları olduğu gibi yoğurdu çırptığımız kaba boca ediyoruz. Şöööyle bir güzel karıştıyoruz. En son da sarımsağı ekliyoruz. Sarımsağı neden mi en son ekliyoruz? Çünkü aslında sonda eklemiyoruz. Tuzu ekerken ekleyecektik ama ben yazmayı unuttum. Sarımsağımızı ama dövelim iyice öyle ekleyelim. Sonra son bir karıştırıyoruz. Ardından dolaba koyuyor 15 dakika kadar bekletiyoruz.

Veee, kebapçı cacığımız hazır. Afiyetle yiyiniz. (Ben naneyi yazmayı unutmuşum, siz naneyi atmayı unutmayın.)


Acukdaa

Sevgili yemmek nokta tambılır nokta kom takipçileri, nasılsınız? Ben ziyadesiyle sarhoşum. Sağ olun sorduğunuz için. Bugün yeni bir tarif ile karşınızdayım. Yeni tarifimizi acuka ile karıştırmayın sakın. Acuka sevmem ben. Tarifimizin adı acukdaa, çünkü bir kez yiyen bir kez daha yemek isteyecek ama kalmayacak. Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezinin tarifini veriyorum, yaz..

200 gram kadar salça
(domates de olur biber de. Biberin acısı da olur tatlısı da, tamamen nasıl seviyorsanız öyle.)
Peynir
(yumuşak beyaz peynir en kolay şekilde yapılabilen peynir ama siz nasıl peynir seviyorsanız onu kullanın. Yalnızca ezebileceğiniz bir peynir olmasına dikkat edin.)
1 çorba kaşığı zeytinyağı
Bir miktar ceviz içi

Salçamızı bir kaba alalım. Kabın içine peynirimizi koyalım. Peynir konusunda cömert olun. Tek bir peynir kullanmak zorunda değilsiniz. Birkaç peyniri karıştırabilir hatta biraz labne de ekleyebilirsiniz. Salçanın içerisinde peynirleri iyice ezin, öyle ki salça kendi rengini kaybetmiş ve biraz kırmızı beyaz bir hal almış olsun. Ardından zeytinyağını dökün ve biraz daha karın. Cevizleri küçük parçalara ayırdıktan sonra veya mümkünse iyice ezdikten sonra ekleyin ve tekrar tamamını karın. İçerisinde büyük bir peynir parçası veya ceviz parçası kalmayana kadar karmaya devam edin. İyice birbirine karıştıktan sonra bir miktar dolaba koyun. Ardından sabah kahvaltısında afiyetle ekmeğinize sürüp yiyin. Ayrıca bir ekmeğin üzerine tereyağ sürüp ardından bu karışımdan sürüp fırına attığınızda da lezzetli bir kahvaltılık elde edebilirsiniz. Afiyet bal şeker olsun.


Mercimek Çorbası

Malum, kış geldi. Arada bir çorba yapıp dolaba koymak gerek. Hızlı ve basit bir şekilde mercimek çorbası yapalım o halde. İşte malzemeler:

1 su bardağı mercimek
1 adet soğan
1 adet patates
Tuz

Mercimeği süzgeç yardımı ile yıkıyoruz. Ardından tencereye koyuyoruz. Patatesleri olabildiğince küçük kareler şeklinde kesiyoruz. Yine aynı şekilde soğanları küçük dilimlere ayırıp (burası biraz acıklı) hepsini tencereye ekliyoruz. Evde varsa havuç veya kırmızı biber turşunuz bunlardan da biraz koyabilirsiniz. Ardından tuzumuzu ekliyoruz. Ne kadar tuzlu seviyorsanız o kadar. Tenceredeki malzemenin içinde kalacağı kadar da su ekliyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp kısığın biraz üstü bir ateşte başlıyoruz çorbamızı kaynatmaya. İlk başlarda soğanlar suyun üstüne çıkıncaki görüntüden buradan bir mercimek çorbası çıkacağından emin değilim gibi bir kaygıya kapılabilirsiniz. Ama sabırlı olun. Bir süre sonra çorbanın o şahane kokusu yayılmaya başladığında işlerin düzeldiğini göreceksiniz. Pişip pişmediğini içindeki patateslerden kontrol edebilirsiniz. Mercimek çorbasında normalde içindeki malzemeler el blendırı ile tamamen eziliyor normalde ama ben patates ve soğanların içinde seçilebilir halde olmasını seviyorum. Siz yine de dilerseniz ve el blendırınız da varsa klasik şekliyle yapabilirsiniz. Afiyet olsun.


Karnabahar

Yayın hayatımıza başladığımız günden bu yana tek bir gaye için çalışıyoruz. Bekar kardeşlerimizin zorlu hayat mücadelesinde yalnız yürümemelerini sağlamak. Bu uğurda takdir ve tebrik kadar eleştiri de alıyoruz elbette. Sebze yemeklerine ağırlık vermediğimiz bu eleştiriler arasında önemli yer tutanlardan biri. Bu feryada bir nebze olsun çare olması için bugün pratik bir sebze yemeği yapalım istedim. Kardeşlerim, soğuk kış aylarında karnımıza bahar havası verdiği için midir bilinmez ismi değiştirilmiş olan sebzemizin esas adı karnabahar. Haydi pratik ama lezzetli yemeğimizin malzemelerine bir göz atalım;

Kaç öğün yiyecekseniz kadar miktarda karnabahar
1 adet soğan
1 adet havuç
1 kaşık salça
Sıvı yağ, tuz

Soğanlarımızı ince ince doğruyoruz ve sıvı yağ döktüğümüz tencereye hafif pişirmeye başlıyoruz. Birkaç dakika sonra ince ince doğradığımız havuçlarımızı da tencereye ilave ediyoruz. Yine bir kaç dakikanın ardından da salçamızı da ilave edip bir güzel karıştırıyoruz. Salça kavrulduktan sonra temizlediğimiz ve küçük parçalara ayırdığımız karnabaharlarımızı tencereye ekliyor ve karnabaharlar çok açıkta kalmayacak kadar su ilave ediyoruz. Karnabaharlar yumuşayıncaya kadar da kısık ateşte pişirmeye devam ediyoruz. Ve akabinde afiyetle yiyoruz efenim.

(Sonra bunu beşamel sos ile fırına veriyormuşsun, 2 dakika kalıyormuş, çok daha lezzetli olurmuş.)


Havsal

Nedir havsal? Meyhanemizin özel mezelerinden biridir. Daha evvel kebapçı cacığı tarifi vermiştim hatırlarsanız. Onun içine bir adet havuç rendeleyin, biraz da limon sıkın. Bakın bakalım nasıl oluyor.


Dünden Kalanlar Yemeği

Bugün sizlerle yine bir özel yemek tarifi paylaşacağım. Yemeğimizin adı: dünden kalanlar yemeği. Dolabı açıyoruz ve bakıyoruz neler var?

Bir miktar havuç
Bir miktar mantar
Anne yapımı kırmızı biber konservesi
Marul
Salatalık

Marul ve salatalık pişmeyeceği işin onları dilerseniz çiğ yiyin. Ama diğer malzemeleri alıyoruz. Zeytinyağımız ve tuzumuzu da hazır ediyoruz. Ben bir parça da salça ve kekik de ekeceğim için onları da kenara koyuyorum. Havuçları kare veya julyen nasıl isterseniz öyle hazırlayın ve yağladığınız tavaya koyun. Önden kızartmakta fayda var havuçlar sert çünkü. Ben ardından konservedeki kırmızı biberlerimi atıyorum. İki diş de sarımsak koydum. Soğan güzel olurdu ama mevcut değil. Havuçlar yumuşadı kırmızı biber biraz tadını verdi ise mantarları atalım. Tuzu salçayı ve kekiği de ekelim. Sonra başlayalım karmaya. Kar kar kar, mantar önce suyunu versin, sonra suyu geri çekip büzüşsün. Bence pişti, sence de piştiyse kapatalım altını. Yoğurtla servis edip, iştahla yiyelim.


Getir Ne Varsa Çorbası

Bugün sağlıklı mı sağlıklı, kolay mı kolay bir çorba yapıyoruz. Buyrun malzemelere göz atalım:

2 adet patates
1 adet havuç
1 adet soğan
Brokoli
Zeytinyağı
Soya sosu
Tuz

Patatesleri kare şeklinde, brokolileri ufak ufak, soğanları da ince ince ve havuçları da yine kare şeklinde hazır ediyoruz. Bir tencereye hepsini koyuyoruz. Tencereye sebzelerin üstüne çıkacak kadar su ilave ediyoruz. Zeytinyağını gezdiriyor ve orta ateşte pişirmeye başlıyoruz. Bir süre pişirdikten sonra patates veya havuçtan yiyerek yumuşamış mı diye kontrol ediyoruz. Altını kapatmadan evvel uzakdoğu havası vermek için bir miktar da soya sosu ilave ediyoruz. Kısa bir süre tencerenin kapağını kapatıp dinlendirdikten sonra afiyet ve pul biber ile yiyoruz.


Paputsaki

Malum, önümüzde kemer sıkmalı günler var. Para harcamayalım, ucuz olsun diye marketten rakımızı alıp evimizde içeceğimiz anlamına gelir kriz. Tamam, evimizde içeceğiz de en benim diyen meyhaneden geri kalır mezelerle içmek zorunda değiliz ki. Meri Hanım’ın mutfağından özel bir tarifi yapıyoruz bugün. Önce malzemeler;

6 dolmalık kabak
250 g beyaz peynir
1 demet dereotu
1 su bardağı süt
Yarım bardak rendelenmiş kaşar peyniri
Tuz, karabiber

Kabakların kafalarını uçuralım ve soyalım. İçine tuz attığımız suda bir miktar haşlayalım. Ardından tencereden çıkarıp soğuk suyla dolu bir kaba atarak kabakları soğutalım. Soğuyan kabakları ikiye bölelim. İçlerini alt kısımlarına zarar vermeyecek şekilde bir tatlı kaşığı yardımı ile oyalım. Peynirimizi, sütü ve ince kıydığımız dereotunu bir kapta karalım ve kabakların üstüne dökelim. Fırın tepsimize kabakları dizip üzerlerine rendelenmiş kaşarları serpelim ve fırına verelim. Fırında peynirli kabağınız nam-ı diğer paputsakiniz yenmeye hazır.


Malay Mezesi

Yoğurtlu mezesiz masa olmaz demişler. Dememişler de demiş olmaları lazımdı. Ama yoğurtlu meze deyince, önümüze ya haydari koyuyorsun, ya cacık yapıyorsun, ya da keyfin yerindeyse semizotu hazırlıyorsun diyenlere net bir yanıt veriyorum bu tarif ile.

1 kg pırasa
Yarım kg süzme yoğurt
4 diş sarmısak
Yarım çay bardağı zeytinyağı

Pırasaların kabuklarını soyuyoruz ve haşlıyoruz. Ardından bir kenarda soğumaya bırakıyoruz. Bir kapta dövdüğümüz sarmısakları yoğurt ile karıştırıyoruz. Pırasaları küçük küçük doğruyor ve sarımsaklı yoğurdumuza boca ediyoruz. Bolcanak karıştırdıktan sonra üzerine zeytinyağımızı gezdiriyoruz. Pul biberden de nasibini veriyor ve masamıza servis ediyoruz.


Erişte Bi' Hayır Vardır

Hikayeyi bilirsiniz. Kralın çok sevdiği bir ahbabı vardır. Bu adam olan biten her şeye; vardır bunda da bir hayır, der. Bir gün kralla avlanmaya çıkarlar. Ahbabı silahı doldurur, kral ateş eder. Doldururken bir hata yapar ve tüfek kralın elinde patlayarak bir parmağını koparır. Ahbabı krala, vardır bunda da bir hayır, der. Kral sinirlenir; ne hayırı be adam, görmüyor musun oarmağım koptu, der ve kızdığı ahbabını zindana tıktırır. Kral ve adamları bir başka gün yine ava çıktığında ormanın derinliklerinde yamyam bir kabileye tutsak düşer. Yamyam kabile hazırlıklarını yapar, ateşi hazırlar tam kralı kaynatacakken bir parmağının olmadığını görürler. Bir uzvu eksik insanı yemenin uğursuzluk getirdiğine inanan kabile derhal kralı serbest bırakır ama adamlarını yer. Koşa koşa sarayına dönen kral arkadaşını hemen zindandan çıkarır ve olan biteni anlatıp haklıymışsın varmış bir hayır, der. Bunca zaman seni zindana tıktığım için ise beni affet, der. Ahbabı, olsun vardır bunda da bir hayır, der. Kral yine sinirlenir, kaç zamandır zindandasın, ne hayrı olacak bunun! Öyle deme, bak zindanda olmasam seninle ava gelirdim ve şimdi yamyamların midesinde olurdum.

Bu uzun ve yemekle hiçbir alakası olmayan hikayeyi anlattıktan sonra yemeğimizin tarifine geçelim.

Burada hikayeyi anlatıp yemeği yazmayı unutmuşum. Sarhoşmuşum herhalde. Bir ara bunun devamını getireyim.


Tağze Fasulyeah

Bunu nicedir yapıyorum ama kısmet bugüne yazmaktaymış. En sevdiğim yemeklerden biri olması yanında yaparken mutfağa nefis bir koku veren yemeklerden de biri.

Yiyeceğiniz kadar fasulye
1 adet soğan
bir miktar sarımsak
4-5 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
tuz, şeker
1-2 bardak kadar sıcak su
1-2 domates veya evde varsa anne yapımı domates konservesi

Çaydanlığa veya ketıla bir miktar su koyup kaynatın. Ketıllar çok elektrik yakıyor yalnız haberiniz olsun. Kaynattığınız su bir kenarda dursun. Soğanları yapabildiğiniz en küçük parçalara doğrayın. Ne kadar minik o kadar iyi. Sarımsakları da öyle. Bunları bir kaba alın. Zeytinyağını tencereye döküp kızartmaya başlayın ve bir iki dakika sonra soğan ve sarımsakları tencereye dökün. 5-6 dakika renkleri hafif esmerleşesiye kadar tencerede bekletin. Bu esnada fasulyelerinizi yıkamış ve yenebilir parçalara ayırmış olmanız gerek. Bunu belki en başta söylemeliydim ama unutmuşum. Hafif esmerleşen soğan sarımsak karışımınıza fasulyeleri de boca edin. 2-3 dakika tahta kaşık yardımı ile karıştırın. Ardından ne kadar sulu olmasını istediğinize bağlı olarak 1-2 bardak sıcak su ve varsa anne domates konservesi yoksa rendelediğiniz domatesleri de ekleyin. 1-2 çay kaşığı tuzu ve 2 adet küp şekeri de tencereye eklemeyi unutmayın. Küp şeker ne alaka demeyin. Lezzetini o veriyormuş. Sonra açın dizinizi ve bir bölüm izlemeye başlayın. yarım saat 40 dakika geçtiğinde bir çatal yardımıyla tencereden küçük bir parça fasulye alıp üfleyerek tadına bakın. Olmuş gibi mi? Öyle hissettiyseniz 5 dakika daha hissetmediyseniz 10 dakika daha kısık ateşte pişirmeye devam edin. Sonra ocağın altını kapatın ve soğutun. İşte nefis taze fasulyeniz yenmeye hazır. Afiyet şeker olsun.