CD, DVD ve HDD

Fotoğrafın icadı ile gelişen film şeridi zamanla ses kasetlerine ve sinema film şeritlerine dönüşmüştür. Ses ve görüntü verileri taşıyan bu şeritlere ve sarılı oldukları rulolara dik açıdan bakıldığında yuvarlak bir form görürüz. Bu form günümüzdeki her türlü diske aynen benzemektedir. Ayrıca müzik alanında kullanılan plak diskleri ve yine bilgisayar alanında kullanılan kare şeklindeki kasetler vardı. Bu kasetlerin içinde de yine yuvarlak rulolara sarılmış disk sistemleri hakimdir. Anlaşılıyor ki yazı, rakam, ses ve görüntü taşıyan disklerin hemen hemen hepsi birer ya da ikişer dairesel gövdeden ve bu gövdelerin dönmesinden kaynaklanmaktadır. Yuvarlak formdaki disk dönerek okuyucuya bilgileri verir. Kasette de, film şeridinde de, CD’de de, DVD’de de.

CD Compact Disc (Yoğunlaştırılmış, Sıkıştırılmış Disk) 1990’lı yılların başlarında küçük, taşınabilir, yuvarlak, elektronik kayıt, yedekleme, ses ve video saklamak ve bilgisayar verilerini sayısal bir formatta saklayabilen bir teknik nesne olarak kullanılmaya başlanmıştır. (Resim 1)

Resim 1. CD (Compact Disk)

CD, teker biçiminde, üzerinde spiral şekilli izler taşıyan, alüminyum kaplamalı, yassı bir malzemedir. Yüzeyindeki bazı bölümler üretim sırasında biraz derinleştirilmiştir. Pits denilen bu çukurlar, lands denilen ve çukurlaştırılmamış bölümlere göre, gelen ışınları biraz daha erken yansıtır. Verilerin yazılması ve okunması, zayıf bir lazer ışınının, bu çukur ve düzlükler üzerinde yansıma ya da yansımaması sayesinde gerçekleşir. Bir CD ROM’un çapı 12 santimetredir. Üzerine 650 ila 900 MB arasında bilgi kaydedilebilir. Ancak, tüm CD sürücüler bu verileri okuyamadığından, yaygın olarak 700 MB kapasiteli CD ler kullanılır. Bu 700 MB kapasitesi 80 dakikalık bir müzik kaydına eşdeğerdir. CD lerin yazım hızları 2x ile 56x e kadar değişmektedir. CD ROM üzerine kaydedilmiş verilerin yaklaşık 10 ila 50 yıl kadar yazım şekline bağlı olarak saklanabildiği tahmin edilmekte olup bu süre, kağıt vb başka bir çok saklama sisteminden çok daha azdır.

DVD Dijital Versatile Disc (Çok Amaçlı Sayısal Disk) sözcüklerinin anagramı olarak 1995 yılında geliştirildi. CD’nin 7 katı daha fazla (4.7 GB) veri saklayabilir. DVD’ler 0,6 mm kalınlığında plastik kaplı polikarbonattan, iki diskin birleşmesinden ve çok daha ince yansıtıcı bir alüminyum ya da altın bir tabakadan oluşur. Bu iki disk birbirine yapıştırılarak 1.2 mm’lik bir disk oluşturulur. İki taraflı ya da tek taraflı okunabilecek şekillerde tasarlanabilir. (Resim 2)

Resim 2. DVD

HDD Hard Disk ya da Sabit Disk, Sert Disk, veri depolaması amacı ile kullanılan manyetik kayıt diskidir. Bir bilgisayarın düğmesine basıldığında programın çalışması için gerekli olan bilgiler sabit diskten okunarak çok daha hızlı olan RAM belleğe aktarılır. Bilgisayarların içinde sabit olabildikleri gibi harici Hard Diskler de kullanılmaktadır. Günümüzde bilgisayarlardan başka cep telefonları ve fotoğraf makinelerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Hard Disklere verilerin yazımı metal, cam, veya plastikten yapılmış, yüzeyi demir oksit ya da başka manyetik özellikteki malzeme ile kaplı diskler üzerine yapılır. Bu kayıt ortamlarında veriler mıknatıslanma yolu ile kaydedildiğinden istenilerek silinebilir ya da tekrardan kaydedilebilirler. Bu diskler dakikada 3600-15 000 arası devir yapabilirler ve üzerlerinde bulunan okuyucu kafa bilgileri okur.

Resim 3. HDD

Gravürde Disk ve Plaka İlişkisi:
Tüm bu teknik bilgilerden ve kavramsal çağrışımlardan sonra elimizde tuttuğumuz bu CD’yi biz sanat alanında da kullanabiliriz. (Resim 1) Kendisi sert plastik kökenli bir madde olan bu nesne bizim için bir gravür plakasından farksızdır. Üzerinde sert aletlerle çizilerek ya da oyma aletleri ile oyularak hem ince hem kalın çukurlar oluşturabiliriz. Resim 4’de ve 5’deki örneklerde CD üzerindeki çukurları rahatça görebiliriz. Bu çukurları istersek çukur baskıdaki gibi derine boya vermek sureti ile kullanıp çukur baskı tarzında basabiliriz.

Resim 4. Mustafa Küçüköner, Ex-Libris İsmet Vildan Alptekin, 2005, Kuru Kazı, Çap: 12 cm.
Resim 5. Mustafa Küçüköner, Gökyüzü, 2003, Kuru Kazı, Çap 12 cm.

İstersek tümsekte kalan alanlarına boya vermek sureti ile yüksek baskı tarzında kullanabiliriz. Hatta hem çukuruna hem de tümseğine aynı anda boya vererek de kullanabiliriz. Sanat alanında ilk olarak imgeyi çoğaltma gravür yöntemi ile başarılmıştır. Günümüzde sadece tek sayıda baskılar da yapılmaktadır. Ancak gravürün olmazsa olmaz bir özelliği bir resmi birden fazla basabilmesidir. Bilgiyi ve görüntüyü ilk çoğaltma yöntemi olan gravürle son çoğaltma yöntemi olan CD arasında, bir görüntüyü birden fazla çoğaltıp belleklerde kalma gücünü artırmakta ve bir bilginin birden fazla kişiye veya yere ulaşmasını sağlamak gibi ortak yanları vardır. Bazen bir gravürde birden fazla CD plaka kullanılabilir. (Resim 6). Bu gravürde bir CD’nin bir başına bellek, dönme ve çoğaltma imgeleri sunmasının yanı sıra, 6 adet CD’nin de aynı imgeleri sunmaları bir arada bir potansiyel bellek, dönme ve çoğaltma imgesine ulaştırmaktadır.

Resim 6. Mustafa Küçüköner, Yapay Zeka, 2003, Kuru Kazı, 105x 72 cm.

Resim 7’de de büyük küçük veya bir kısmı alınış 11 parça CD’den oluşan bir kompozisyon görülmektedir. CD’nin daire formu dışında da kullanıldığını görebiliriz. Resim 6 ve Resim 7’de görüldüğü gibi, çok CD kalıp olarak bir arada kullanılmıştır. Bu hem CD’nin çoğaltma ve saklama özelliklerini hem de gravür sanatının çoğaltma ve saklama bir araya toplamaktadır. Böylece teknolojik açıdan ve sanat açısından iki çoğaltma özelliği bir araya getirilmiş olur.

Resim 6. Mustafa Küçüköner, Yapay Zeka, 2003, Kuru Kazı, 105x 72 cm.

Disk ve Bellek İlişkisi:
İnsan, zihinsel işlevlerini kullanarak sadece kendinin ve doğanın kopyasını yapmakla kalmamış, aynı zamanda imgeleri taşıdığı belleğinin de kopyasını yapmıştır. Bilgi saklayan makinelerle başlayan yapay bellek yapma süreci, günümüzde insanların belleğinde taşıyacağı imgelerden çok daha fazlasını kendinde saklayabilen modern bilgisayarlarla ve belleklerle en son aşamasındadır.

CD, DVD ve HDD’lerin her geçen gün veri saklama kapasiteleri artmaktadır. Yaptığımız bir hesaba göre bir dakikada 15 000 devir dönen bir HDD’nin aldığı yol 2.862 metredir. Dünyanın ekvator çizgisinin dönme hızı bir dakikada 28.020 metredir. Neredeyse HDD’nin on katıdır.

Dünyanın bu dönmesi sayesinde yeryüzü üzerinde gün doğar ve gün batar, böylece yaşam elde edilmiş olur. Madem ki Dünya döndükçe yaşam oluyor, bunu disklerle yan yana düşündüğümüzde şu sonuca varabiliriz. Dönme eylemi bilginin, yaşamın yani hareketin temsilcisidir. Tıpkı Dünyanın dönüşü gibi teknolojide kullandığımız dönücü diskler de dönmeye devam ettikçe belleklerdeki bilgileri ortaya çıkarırlar, bilginin yaşamasını sağlarlar. Demek ki Dünya insanların yaşaması için, diskler de bilginin yaşaması için dönmektedir.

İnsan belleği değişik hızlarda bilgiyi hatırlama ve tekrardan ortaya çıkarma yeteneğine sahiptir. İnsan belleği yani hafızası doğaldır. Önce bilgi alınır, sonra kodlanır ve kaydedilerek depolanır. Sonra da bu bilgiyle ilgili bir ipucu sayesinde geri çağrılmaya başlar. Buna hatırlama (anımsama) denir. Önemli bir olayın ya da nesnenin kalıcı olabilmesi için, imgelerin belleğe iyice kazınması gerekir. Böylece o olay ve o nesne daha sonra anımsanacak ve yaşamaya devcam edecektir.

Resim 8. Mustafa Küçüköner, Ex-Libris Hüsamettin Koçan, 2005, Kuru Kazı, Çap 12cm.

Geometrik şekillerin kendilerine has imgeleri vardır. Örneğin kare yerinden kımıldamayan, olduğu yerde kendi ağırlığı ile duran kutu, bina, tuğla, kaya vb gibi ağır ve sabit kavramları belleklerimizde çağrıştırırken, daire formu ise tekerlek, dönme, hareket gibi yerinde kesinlikle duramayan ve sürekli dönen kavramsal imgeleri belleklerimizde çağrıştırır.

Resim 9. Mustafa Küçüköner, Sanal Zeka 2, 2006, Gravür, 50x 30.2 cm.

Sonuç:
İlk insanla doğan bellek (hafıza), tarih daya yazılmaya ve resmedilmeye başlanmadan önce belgeleme ve hatırlama görevlerini tek başlarına yapan yegane sistemlerdir. Zamanla yazı, rakamlar ve resim bu görevleri yaparak insan belleğine yardımcı olmaya başladı. Daha da iler gidip insan belleğinin yerini aldı. Modern teknoloji ile insan belleğinin yerini alan bu yapay bellekler teknoloji ilerledikçe farklı şekillere dönüşürler.

Sanatsal çoğaltmayı başlatan gravür sanatı, eskiden beri gelen klasik tekniklerinin yanı sıra artık günümüzde kullanılmaya başlayan modern tekniklerle git gide yaygınlaşmaktadır. Bu modern yöntemlerden biri de hazır nesnelerden yararlanmaktır. Teknolojinin getirisi olan ve konumuzda işlediğimiz CD, DVD gibi diskler bizim gravür sanatında plaka olarak kullandığımız malzemelerdir. Özellikle de atık CD’lerin kullanılmasını tercih ederek sanatta atık nesnelerden yararlanmış oluyoruz.

Konuda anlatılan bu disklerden başka, günlük hayatımızda kullandığımız farklı bir çok nesne gravür sanatının malzemesi olarak kullanılabilir. Bankamatiklerde kullandığımız kartlar, mausların üzerine koyulduğu mauspedler, hastanelerde çekilen ve zarflarla evlere kadar giren röntgen filmleri bunlardan bazılarıdır.

Son olarak şunu söyleyebiliriz ki, sanatçı için sanatta ve malzemede sınırlama yoktur. Ne yapacağını bilen bir sanatçı tarih boyunca yapıla gelen sanatı yapabileceği gibi yeni sanat arayışlarına da girebilir. Ve bu sanatçı tarih boyunca kullanılan teknik ve malzemeyi kullanabileceği gibi yeni teknik ve malzemeleri de bulup kullanabilir.

Mustafa Küçüköner
Atatürk Üniversitesi Guzel Sanatlar Fakulresi Resim Bölümü Öğretim Üyesi (Bu konu, Dumlupınar Üniversitesi Grafik Bölümü Sanat Çalıştayı'nda sunulmuştur. - Kütahya 2011)