Her sene Cumhuriyet'in yıl dönümünde tipografi dünyası hareketli günler geçiriyor. Bu sene 9 ve 6 gibi yuvarlak hatlardan oluşan iki rakam ile bakalım kaç değişik formda sonsuzluk işareti göreceğiz.

Herhalde, bu sonsuzluk işareti furyasının miladı -zannediyorum Hakkı Mısırlıoğlu ve ekibinin- Koç Holding'in 10 Kasım reklamında 8'i yan yatırarak 1938 yazması ile başladı. Bundan evvel yapan vardıysa da beni affetsin ben böyle tahmin ediyorum.

Ardından iş çığrından çıktı ve sonsuz bir sonsuzluk işaretine ulaşma çabası içine girildi. Özellikle g - b, iki tane o, a ve o gibi daire içeren harfler yan yana geldiğinde hemen birleştirilmeye ve oraya bir sonsuzluk işareti konulmaya başlandı. Muhakkak bu illetten kaçış olmadığı için ben de yapmışımdır. Yazıyı okuyanlar arasında yapanlarınız da kuşkusuz vardır.

9 ile 2'nin sonsuzlukta buluşması. Bu logoya o dönem stok sitelerinde de sık sık rastlamak mümkündü.

Cumhuriyet'in 75. yılında lisede sonuncu sınıftaydım. Sınıftan birkaç kişiyi seçtiler ve bize disket içerisinde bir jpeg dosyası verdiler. Bu jpeg dosyasından çeşitli boyutlarda çıkışlar alıp okulun her yerine asmamızı istediler. Küçük, büyük, kare, yatay, dikey ne kadar asılabilecek alan varsa logonun posterlerini astık. Yatay olan 75. yıl logosunun sığmadığı bir alan olur ise logoyu yanlarından çekiştirerek kare yapıp alana uyduruyorduk. 75 rakamı usulca ay yıldızın ayına dokunuyordu. Minik kıvamında bir müdahale.

75. yıl belki de benim gibi pekçok kişinin ilk kez bir Cumhuriyet Bayramı logosu ile tanıştığı yıl idi.

O zaman için 75 ve yanındaki ay yıldız manasız geliyordu ama bugün geriye dönüp baktığımda sürdürülebilirliği olan bir karar olduğunu görüyor ve yapanı takdir ediyorum. Nitekim birkaç sene bu şekilde rakam yükselmeye devam etti.

85. yıldaki tarzı 87'de devam ettirme çabası hoş sonuçlanmamış gözüküyor.

Sonra bir şey oldu - ki elbette yukarıda belirttiğim gibi tek sebep sonsuzluk treni değil- herhalde insanlar tasarladıkları şeylerin paylaşılmasından keyif aldıkları için bu konuda çok fazla içerik üretmeye başladılar ve gerçekten de bunlardan bazıları kabul gördü, 2-3 gün içerisinde yüz binlerle ifade edilecek kadar çok paylaşıldı sevildi üzerine konuşuldu, insanlar profil fotoğraflarına taşıdı.

88. yılı tasarlayan kişi meseleyi tam anlayamamış. 94'te ise bir geriye dönüş olmuş ama bu kez uyumsuz bir "typeface" seçilmiş.

Genç tasarımcı kuşak -özellikle- gezi döneminde bir uyanış yaşadı ve tasarımı iletişim aracı olarak yoğun şekilde kullandı. Etkisini de hep birlikte gördük. Peşine gelen dönemlerde bu tip çalışmaların artmasında bunun bir faktör olduğunu inkar edemeyiz. 15 Temmuz ile ilgili üretimlerde de bu durum açıkca ortadaydı.

Altındaki yazıyı okuyana kadar 90. yıla ait olduğu kanısındaydım. Şahlanan at 1 yerine kullanılmış.

Normal şartlarda Türk Bayrağı'ndaki sembolleri alıp armanıza koyamıyorsunuz. Süper Lig'te top koşturan, milyon dolarlarla oyuncu alıp satan bir kulüp bile olsanız paranız armanıza o sembolleri yerleştirmeye yetmiyor. Kamuoyunu arkanıza almanız ve mühim bir mücadelenin ardından ay yıldızı haketmeniz gerekiyor. Bkz. Karşıyaka, Kasımpaşa veya Beşiktaş'ın armalarındaki Türk Bayrağı'nın hikayesi. (Sanırım bu kural günümüzde değişmiş, takımlar dilerlerse armalarında Türk Bayrağı'na yer verebiliyorlarmış artık.)

2018 yılında yapılmış olan 95. yıl için çeşitli çalışmalar.

Cumhuriyet Bayramı süresince bu logo defilesinde halkımız birşeyleri beğeniyor ve sahipleniyor. Beğenmediği ise hızla yok oluyor. Peki, halkımız neye göre beğeniyor? Cevap çok da zor değil. Formun veya lekenin değerinden ziyade kendisi için önemli olan öğelerin kompozisyon içerisinde olup olmadığı ile ilgileniyor. Ay Yıldız Sonsuzluk işareti Atatürk silüeti Beğen, Paylaş.

Resmi makamlar bu konuda daha temkinli. Seneyi sarmalayan başak burada ne anlamda kullanılmış onu kestiremiyorum.

1938'de 8'in yan yatması başarılı bir işti ve bu işi iyi bilen birileri tarafından tasarlanmıştı. Bu kişi veya kurumların genellikle sipariş almadıkça egemenlik, millet, bağımsızlık, bayrak veya benzeri konularda çok üretim yapmadığını söyleyebiliriz. Gerekçesini bilemem ama bu durum, tasarım dili kuvvetli çalışmaların etrafta bulunmasına engel oluyor diyebilirim.

29 Ekim yazısında tüm yatırım 9'a yapılmış gibi görülüyor. Hemen yanındaki 19 Mayıs'ın 100. yılı için çalışılan logo ise önce beğenilmiş (tabii ki) sonra Azerbaycan'ın 100. yıl logosuna benzediği için tepki görmüştü.

Üretilen çalışmaların büyük çoğunluğunda sonsuzluk meselesine kafa takılmış görülüyor bu açık. Şu yazımızda incelediğimiz Cumhurbaşkanlığı Forsu'nda da hatırlarsanız ortadaki güneş sonsuza kadar yaşayacak Türk devletini simgeliyordu. Ancak etrafında bulunan yıldızların temsil ettiği 16 Büyük Türk Devleti de en uzunu 600 küsür sene hükümdarlık sürmüş olsa dahi yok olmuş devletler. Belki de bu "sonsuza dek sürecek" temennisi böyle bir korkudan ileri geliyordur.

90. yılın ilgi görenlerinden biri de sıfıra yerleştirilmiş Atatürk silüeti oldu.

Velhasılı kelam, açıkca görülüyor ki, Türkiye'nin ilelebet payidar kalacağının simgesi olabilecek, "sonsuzluk işaretine muhakkak yer verilmiş" bir görsel kimliğe toplumumuzun ihtiyacı var, -ki bu kakafoni son bulsun.