Orta Asya’da doğmuş, Osmanlı’da serpilmiş, Avrupa’ya gelin gitmiş lale. Sonrası ise malum.

Bugün dünyanın en büyük lale üreticisi konumunda Hollanda bulunuyor. Lale, son yıllarda bizim için yeniden kıymete binmiş olsa da Hollanda ile aramızdaki farkı kapatmak uzun bir süre imkansız görünüyor. Evet, belki lalenin en büyük üreticisi biz değiliz ancak en büyük tüketicisi olduğumuzu söylemek belki yanlış olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, her sene bu zamanlar 30-50 milyon arası lale tohumu ekiyor şehre. Son birkaç senedir süren gelenek bakalım bu yıl Ekrem İmamoğlu önderliğinde de devam edecek mi..?

Devlet büyüklerimiz, İstanbul denince lale, lale denince de İstanbul gelsin akıllara istiyor. Halihazırda bu böyle olabilir bir türk açısından ama dünya tarafından bu fikrin satın alındığını söylemek -en azından- şu an için pek de gerçekçi olmaz.

Levni Lale Devri
Lale Devri nakkaşı Levni'nin dönemin ruhunu yansıtan bir eseri

İstanbul ve lale ilişkisi henüz istenen seviyede seyretmese de tarih kitaplarından da bildiğiniz üzere atalarımızın lale ile anılan bir dönemi var. Adı ile müsemma. Osmanlı'da 1718 ve 1730 yılları arasında yaşanan bu döneme Yahya Kemal Beyatlı Lale Devri adını uygun görmüş.

Osmanlı, Lale Devri'ni yaşarken “en kötü günümüz böyle olsun” dememiş olsa gerek, takip eden yıllarda iki yakası bir araya gelmemiş ve işler hep kötüye doğru gitmiş.

Şarkısını hepimiz biliriz;

Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş
Aşk şarabından kim bilir en son, hangi şanslı içmiş?

Lakin, Lale Devri çocuklarının zamanı geçse de lalenin devri bir türlü bitmiyor. Diyeceksiniz ki, neden bitsin lalenin devri, nedir laleyle derdin? Ne güzel, ne alımlı, ne renkli bir çiçek. Kalmadı mı başka bir şey uğraşacak?

Laleyle bir sorunum yok elbette ama laleli logolardan artık gına geldi. Devlet kurumu, belediye iştiraki ne varsa muhakkak lalelenir oldu. Kafayı naneyle bozmuş ajdar misali, ellerinde mikrofon: ...lale lale lale lale lal la lalale.. diye bağırıyorlar adeta tepemde. Gelin size de hatırlatayım birkaçını da siz de laleye karşı verdiğim mücadeleye katılın.

iksv logosu

Laleli logo denince aklımıza ilk önce İksv logosu geliyor. Bülent Erkmen imzalı logo, lale figürlü logolarımız arasında iyi örneklerden biri. Belki de tek iyi olanı.

borsa istanbul logosu

Laleli logoların en ünlülerinden biri de kuşkusuz Borsa İstanbul. Bir lale figürüne dünyaların sığdırıldığı logoda yok yok. Ortadan geçen ve lale figürünü ikiye bölen çizgi aslında İstanbul boğazını simgeliyor. Bu çizginin solundaki alan B’ye benzetilmiş. Sağı da doğal olarak üstteki noktayla birlikte İ harfini simgeliyor. Aynı zamanda logoyu 90 derece döndürdüğünüzde de İstanbul’un simgelerinden biri olan martı da borsanın uçmaya olan hevesini gösteriyor. Bunları ben uydurmuyorum. Borsa İstanbul logosunun tanıtım sunumunda yazanları aktarıyorum.

Her ne kadar form kötü olsa da İ ve B harflerinin arasından geçen boğaz ve bunların birlikteliğinden oluşan lale fikri tamam ama sırf benziyor diye burada bir martı var, şuraya da şunu kondurduk demek de gerçeklikten ve estetikten uzak.

bir takım lale figürlü logolar

Celal Bayar Üniversitesi ne yapmak istemiş hiçbir fikrim yok. Açıkcası ne olduğunu araştırmanın bile nafile bir çaba olduğu kanısındayım. Zihnimi bu derece kirletmeye karşıyım. Türkiye Ulusal Ajansı'nın "horon tepen karedenizli hemşerum" adlı çalışması ise hiç olmazsa gülümsetiyor insanı. Ukrayna Türkiye Kültür Merkezi logosuna gelince, Tophane'de sergilenseydi sergiyi basarlardı. İksv ve Borsa İstanbul logolarının dışında kalanlarının neredeyse tamamı çirkinlik konusunda birbirleriyle yarışıyorlar. O nedenle belki en çirkin laleli logo hangisi adında bir yarışma da tertipleyebiliriz ilerde.

bir takım lale figürlü logolar

Yakın bir geçmişte laleli logoların en ünlüsü Türkiye turizmi tanıtım logosu idi. Gelen gideni aratır mı bilmem ama bana sorarsanız "bir eksik lale bir lale daha"dan iyidir. Şu açık ki, lale tohumunda Hollanda dünyanın bir numaralı üreticisi olsa da lale logosu konusunda elimize su dökemez.

O halde bir Yahya Kemal Beyatlı şiiri ile sonlandırayım sözlerimi..

O muğbeçeyle tanıştımdı Lâle Devri’nde,
Fütâdegânına son bir piyâle devrinde.

On altı yaşına dâhil o şûh-ı Sa’d-âbâd,
Cihânı verdi idi ihtilâle devrinde.

Bonus:

O dönem başbakan, bugün başkan olan R. Tayyip Erdoğan, 2012 yılında 2020 yılı olimpiyatlarında kullanılmak üzere düzenlenen logo yarışmasına katılan logolar arasından birini seçiyor. Elbette laleli bir logoda karar kılıyor. Gerçi burada kendisini suçlamanın da pek manası yok çünkü yarışmaya gönderilen ve finale kalan logoların yüzde 90'ında lale figürü oluşturmaya çalışılmış.

olimpiyat 2020