Onun için "İstanbul aşığı" demekten daha doğal ne olabilir? Bugüne kadar hangi tasarımcı 99 tane logo tasarlamıştır İstanbul için?

İstanbul dünyanın en güzel kenti.
En güzel, en karmaşık, en düşsel. En şaşırtıcı.

Her adımda karşımıza yeni bir olgu, yeni bir sorun, yeni bir kimlik çıkaran binbir yüzlü kent.

İşte ben bu binbir yüzlü kenti, onun adındaki sekiz harfle (İ-s-t-a-n-b-u-l) harfleriyle doksandokuz değişik yorumda yansıtmaya çalıştım. Bu doksandokuz yüzün herbiri, onun dününü, bugününü, yarınını sezdirmeye; onun dilini, müziğini duyumsatmaya; onun göğünü, denizini, havasını yaşatmaya çalışıyor.

İstanbul'un 99 Yüzü kitabından.

İstanbul'un 99 Yüzü kitabını 2010 senesinde 29. İstanbul Kitap fuarında bizzat Sait Hoca'nın elinden imzalatarak almıştım. O gün bugündür ara ara açar bakarım. Her birinin içerisine sakladığı kodları bulmaya çalışır, bulduğumda da mutlu olurum. Sait Hoca'nın muhteşem eseri Simgeler'den sonra en sevdiğim kitabıdır İstanbul'un 99 Yüzü.

Sait Hoca, Simgeler kitabında şöyle anlatıyor bir simge tasarlamayı;

“Simge tasarlamak bir senfoni bestelemek, bir şiir yazmak gibi ciddi, temelden, özgün bir uğraşı. Plastik sanatların bütün türleri içinde en aza indirgenmiş gereçlerle yaratılan tek tür. En yalın sanat türü. Budur simgenin amacı çünkü: Bir fikrin, bir buluşun en dolaysız, en yalın, en kestirme durumunu, kavranması çaba gerektirmeyen, her türlü basım yöntemine elverişli ve toplumsal bellekte yer etme, tutunma yeteneği yüksek bir çizim olayını gerçekleştirmek.”
Kedi İstanbul'da sokakların sahibiyse, balık da boğazın sahibi.
Her ikisinden de hak talebinde bulunan martı da elbette kitapta yer bulmuş.

Baudelaire'in Kedi şiirini de çeviren Sait Maden'in kedi sevgisine ben de bizzat tanıklık ettim. O nedenle 99 logodan birinin İstanbul'un meşhur kedilerine ayrılmış olmasına şaşırmıyorum.

Gel, güzel kedim, âşk kalbimin üstüne gel;
Şu tırnaklarını da içeri çek,
Maden ve akik alaşımı gözlerine, bir yol,
Tatlı gözlerine dalayım, bırak.
Sait Hoca, Orhan Veli'yi de unutmuyor elbette İstanbul'un 99 yüzünü tasarlarken.
Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam
Sait Hoca birbirinden güzel İstanbul logolarını çizerken dijital dünyanın nimetlerinden asla faydalanmadı. Hepsini, kağıda en fazla cetvel yardımıyla eliyle çizdi.

Zannediyorum yakın bir tarihte "İstanbul'un 99 Yüzü" kitabı yeniden basılarak raflardaki yerini alacak. Daha önce alamamış olan İstanbulseverler mutlaka Sait Maden'in bu eserini alıp kütüphanesine koymalı. İtiraf etmeliyim ki, Sait Hoca'nın "İstanbul'un 99 Yüzü" ismini seçerken, "Allah'ın 99 Adı"na (Esmaül Hüsna) gönderme yaptığını da düşünmeden edemiyorum.