Bana bir imkan verilse; gerçek anlamda 5 yaşındaki halimi ve çevreyle olan algı düzeyimi yeniden deneyimlemek isterdim. İç dünyamın  kapılarını yeniden zorladığım şu günlerde; sizlere tasarım ve algıdan bahsetmek istiyorum. Farkında olmak ve farkındalık kazandırmak için.

Unutmadığım cümlelerden biri; " iyi bir tasarımcı olmak için çocuk olmak gerek".. Dünyaya çocukların gözünden bakabilmek, onlar gibi düşünebilmek. Şuan ise geçmiş ve geleceği  birbirine bağlayabilmek  bir tık ötesine taşımaktı yapmak istediğimiz. Çocukların algı düzeyleri 6 yaşına kadar sonsuz ilişkilendirme ve benzetme sisteminde çalışıyor, onlar için her şey mümkün düzeyde. Mavi bir havucun olabileceği kadar mümkün ve sınırsız. Algı dünyasında yeni kapılar aralamak için bütün sınırlandırmalardan kurtulmak, var olmuş tüm seneryoları  bir süreliğine de olsa devredışı bırakmak gerekiyor. İç dünyaya yolculuk algıyı disipline etmek serbest kalması için sürekli kulağına fısıldamak..

Bu bilinci kazandığım andan itibaren özel bir kreşte, bir grup çocukla yaratıcı çalışmalar gerçekleştirdim. Gözlemlerim muazzamdı.Yolcu uçağının kanatlarının çimlerle kaplı olması, insanların üzerinde yaşam ve eğlence alanlarının oluşturması.. Önümüzdeki var olan kullanım senaryosunu tamamen yok ettiğimizde algıdaki ışık patlaması bize yepyeni kapılar açacak o ışıklardan ayakları yere basan ama kesinlikle farklı olan bir sonuca ulaşabilecektik.

Tasarım ve Algı

Şimdi sürecin biraz daha ilerisine gitmek istiyorum. Elimizdeki kavramlar veya yaratmak isteğimiz duygular nasıl sembolikleşiyor.  Beynimizin içindeki birbirine sonsuz şekilde denk gelme ihtimali olan yumak diye tabir ettiğim varlık, bir oyun, belki de bir mucize, çizgiler, yüzeyler. Köşe, kenar, doku, renk, oran, ritm, vurgu, hareket. Yakaladığımız kavramlar ortaya çıkarmak istediğimiz duygulara vermek istediğimiz mesajlara göre beynin üst üste getirdiği çizgiler bütünü. Her seferinde yeni bir yol yeni bir şekil. Deneyim, gözlemlerimiz sonucu her duyguya kodlanmış çizgiler, bir daha ki sefere kullanmak için malzeme deposuna gönderiliyor. Bizimde iyi gözlem yapmak, doğru duygular için doğru çizgileri, renkleri, dokuları görmemiz gerekiyor.Bu anlattığımı basit bir grafiğe çevirirsek..

Çizgilere, renklere, formlara, dokulara karşılık gelen duyguların olduğunun bilincinde olarak (Araştırılması ve irdelenmesi gereken önemli bir konudur) bazı seçimler yapmalıyız. Çünkü hiç birşey rastlantı değildir. Kendimize ve çevremize daha dikkatli kulakvererek, algılarımız açıksa beynimiz doğru fotoğrafları yakalayacaktır..Algı yelpazemizi 360 derece açıp, etrafımıza çizilmiş sınırların dışına çıkmaktan korkmamak gerekiyor. Çünkü insanlar bilmediklerini yaşamayı alışkanlık etmeseler, mutlu olmaya ihtiyaçları olmazdı.

Emir Rıfat Işık