Teknolojik gelişmeleri yakinen takip eden, silikon vadisine hayli hakim bir ahbabımı aradım. Benim laptopumu yenilemem gerek, ne alayım nereden alayım, diye sordum. Şunu al, bunu al diye tavsiyelerde bulunduktan sonra “amman dikkat et, dedi, “geçen bir arkadaşım enonbir denen yerden laptop aldı, kutunun içinden laptop gibi kesilmiş pleksi çıktı, hala uğraşıyor geri verip parasını almaya..” Olay ilginç elbette. Lakin, çok da şaşırmıyorum. Çünkü, biz millet olarak alıştık artık laptop kutusundan çıkan pleksilere.

Dünyaya ne ihraç edebiliriz, ne üretmekte iyiyiz diye düşününce benim aklıma “hamaset” geliyor. Alıcı bulabilirsek dış borcumuzu rahatlatacak düzeyde hamaset ihracı yapabiliriz. Son veriler de gösteriyor ki hamaset üretiminde açık arayla ilk sıradayız. Yerli ve milli hamasette ihracat rekorları ardı arkasına kırılmak için ne bekleniyor?

Yerli malı denince benim aklıma karpuz, kavun, elma, şeftali, yanında envai çeşit börek, çörek ve kek gelir. Herhalde ilkokulda her sene yaptığımız yerli malı haftası etkinliklerinden olsa gerek. Hiçbir zaman aklıma teknolojiye dair şeyler gelmez. Şimdilerde, çocuklar annelerinin hazrılayıp çantalarına koydukları dronları (dron yazınca apple pages bunu don olarak düzeltiyor, yani, alışmadık göt dron tutmuyor) ev robotlarını, elektrikli uzaktan kumandalı arabaları filan sergiliyorlar herhalde yerli malı haftasında. Bilemiyorum.

Ford marka "pick-up'ıyla" aşk yaşayan insanların amerikan mallarını veto etmek için “tivitler” attıkları günümüzle kıyaslandığında gerçekten masum ve makul kalan o eski güzel günlerden unutmanın asla mümkün olmadığı bir tekerleme var kulaklarımda; “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı.”

“Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.” der Camus. Belki de yaşadığımız bu hızlı hayat nedeniyle “unutmak”tan kaçmamız mümkün değil. Üstelik unutmak yalnızca biz türklere değil, tüm insanlığa özgü bir lüks. Türkler unutuyor da isveçlilerin, norveçlilerin başına kötü birşey geldiğinde hayat duruyor değil. Sürekli hatırladığınız ve sürekli hesap sorduğunuz bir durumda düşünün kendinizi. Hayat nasıl da çekilmez bir hal alırdı. Üzerinde yaşadığımız yaşlı yerkürenin alzheimer olması kaçınılmaz belki.

Yolu biraz uzattım kusura bakmayın artık yazının esas konusuna giriyorum.

Teknolojik bir ürün geliştirmek, yetkin ve kafası çalışan insanların bir araya gelmeleri ve uzun bir süre ekip halinde çalışmaları ile "ancak" mümkün. Elbette istisnai durumlar olduğu gibi kimi zaman hatta çoğu zaman böyle yetkin ekiplerin bir araya gelmesi bile yeterli olamıyor teknoloji geliştirmeye. Sözünü ettiğim türden bir ekip çalışması doğası gereği de oldukça “maliyetli.”

Mesele ilk zikredildiğinde çok da oralı olmamış, girişimi başlı başına lüzumsuz görmüştüm. Fetö mevzusunda dinlenmedik yeri kalmayan hükümetin bilgi gizliliği adına telaşla attığı adımlardan biri daha idi yalnızca. WhatsApp’ın yerini alacak yerli muadili Ptt Messenger.

PttMessenger'ın logosu
PttMessenger'ın logosu Ptt logosunun kanadının bir konuşma balonunun içerisine konulmasından oluşuyor.

İsmi için bile küçücük bir efor sarf edilmemişti. Petete messincır. Genelde benzer projelerin en azından ismi, logosu, reklamı fiyakalı olur. Ancak Pttmessenger projesinde bu kalemlerin olağan dışı düzeyde sıradan olması projenin gerçek bir proje olma ihtimalinin bir sinyali olarak görülebilirdi. Lakin değildi.

ttMessenger'ın şimdi kapalı olan sitesinden
PttMessenger'ın şimdi kapalı olan sitesinden

Ptt’nin sitesinde yerli mesajlaşma programına dair bir bilgiye ulaşamıyorsunuz artık elbette ama arama kısmına “pttmessenger” yazdığınızda bu kelimenin geçtiği 2 pdf bulunuyor. Bu pdflerden birinde sadece adı geçiyor. Diğer pdf'te yani PttTECH’in Mart 2018 tarihli 3. sayısında ise tüm gerçekler gün gibi karşınızda. Sizi yormamak ve kaynağını da seve seve göstermek istediğim için ilgili bölümü buraya olduğu gibi taşıyorum. Yine de merak edenler, emin olmak isteyenler gidip kendileri de bulup okuyabilir.

PttTECH dergisi 3. Sayı
PttTECH dergisi 3. Sayı

Bir takım haber sitelerinde kalan haberler dışında her şey silindiği için Ptt Messenger hakkında elimizde kalan nadir metinlerden biri olan bu yazı epey önem teşkil ediyor.

PttTECH dergisi 3. Sayısında yer alan ilgili makale


Güvenli, verimli, inovatif mesajlaşma uygulaması
Gökçe Doru

“Dijital dönüşüm” kavramı son yıllarda teknoloji gündemini meşgul ediyor. Yakın gelecekte bu kavramı duymayan kalmayacak. Bireylerin hayatındaki etkisi veya eksikliği şimdilik fazla hissedilmeyen dijital dönüşüm, günümüzde sadece kurum ve kuruluşların değil, ülkelerin de gelişebilmesi için adeta elzem hale gelmiş durumda. Uzmanlar, dijitalleşmeye ayak uyduramayan ülkelerin yeni fikir ve teknolojileri iş fırsatlarına dönüştüremeyeceğini, dolayısıyla da kayda değer ekonomik büyüme sergileyemeyeceğini söylüyor. Dijitalleşme konusunda çağa ayak uydurmak, gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmamak önemli. Ancak teknoloji satın alındığında, en fazla o teknolojiyi üreten ülke kadar gelişme gösterilebiliyor. Dolayısıyla her şeyde olduğu gibi dijital dönüşümde de teknoloji üretimi son derece kritik.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT A.Ş.), Türkiye’de dijital dönüşümün öncü kuruluşlarından. Son yıllarda hizmet alanlarını çeşitlendiren ve geliştiren, ulusal ve uluslararası platformlarda adından övgüyle söz ettiren, inovatif bakış açısıyla çağı yakalayan uygulamalar gerçekleştiren PTT A.Ş., Kargomat 7/24 adındaki akıllı kargo otomatını üreterek teknoloji alanında büyük bir başarıya imza attı. PTT A.Ş. şimdi de anlık kurumsal mesajlaşma ve iletişim çözümünü kullanıma sunmaya hazırlanıyor. “PttMessenger” olarak ön lansmanı yapılan uygulamanın adıyla ilgili farklı seçenekler üzerinde duruluyor.

PttMessenger, kurum içi uçtan uca anlık haberleşme için geliştirilmiş durumda. Program aracılığıyla mesajlaşılabiliyor, dosya, video, fotoğraf ve konum paylaşılabiliyor. Millî mühendislik kabiliyetleri ile tasarlanması, programın en önemli özelliklerinden. PttMessenger kurumsal bir çözüm olarak hazırlandığı için bu programı şimdilik kamu kurumları ve özel şirketler edinebiliyor. Üstelik program kullanıcı sayısına bağlı olarak ölçeklendirilebiliyor. Kurumlar ister mevcut altyapılarını kullanarak ister PTT A.Ş.’nin veri merkezi aracılığıyla PttMessenger hizmetini sunabiliyor. PttMessenger’la ilgili merak edilen hususlardan biri PTT A.Ş.’nin kurumların yazışmalarını takip edip edemeyeceği. Şirket’in veri merkezinden hizmet almayı talep eden kurumlar için dahi bu mümkün değil. Ayrıca sistemin saklama ve arşivleme özelliği de bulunmuyor.

PTT A.Ş., PttMessenger’ı “güvenli haberleşme, anlık mesajlaşma ve iletişim çözümü” nitelemesiyle piyasaya sunmaya hazırlanıyor. Şirket, programın öne çıkan özelliklerini “güvenilir, verimli, erişilebilir, inovatif” olarak sıralıyor. Güvenli addedilmesinin nedeni Forward Secrecy (FS) gibi güvenliği dünyaca ispatlanmış metodoloji ve teknolojiler dikkate alınarak geliştirilmesi. Program, çok fonksiyonlu kullanım kolaylığı sağlaması ve iletişim sırasında en iyi performansı vermesi nedeniyle verimli, bağımsız çalışabilir yapısıyla etkin bir ulaşılabilirlik sağladığı için erişilebilir ve güncellenmeye elverişli tasarımı sayesinde de inovatif olarak tanımlanıyor.

PttMessenger’ın lansmanı yakın bir zaman sonra yapılacak. Ancak program şimdiden büyük ilgi gördü. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, TRT Haber’in canlı yayınında PttMessenger’ın 6 ay içinde bireysel kullanıma da açılmasının hedeflendiğini söyledi. Bu haberleşme sistemini kullanmak için yurt dışından da büyük bir talep olduğunu dile getiren Bakan Arslan, Ar-Ge biriminin PttMessenger’ı kusursuz hale getirebilmek için yoğun bir şekilde çalıştığını kaydetti. Başbakan Binali Yıldırım da PttMessenger aracılığıyla Afrin’deki operasyonu yürüten 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel’le görüntülü konuştu. Kamuoyunda oldukça geniş yer bulan ve PTT A.Ş.’ye büyük bir gurur yaşatan bu olay PttMessenger için bir nevi ön lansman oldu. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), e-tebligat, Birleşik Posta gibi hizmetleriyle günümüz teknolojisini başarılı bir şekilde hayatın farklı alanlarına yansıtan PTT A.Ş., şimdi de PttMessenger uygulamasıyla kamu iletişim platformu olma özelliğini pekiştiriyor.


PttTECH dergisinin 3. sayısında PttMessenger kelimesi tam 23 yerde geçiyor. Tamamı üstte yer alan metinde ve metnin ingilizce çevirisinde.

Altını çizmekte fayda gördüğüm bir diğer mesele de o dönem ptt'nin genel müdürü, Binali Yıldırım’ın adamı olduğu belirtilen Kenan Bozgeyik. Bozgeyik, PttMessenger’ı duyurduktan 2 sene sonra 7 Ocak tarihinde yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı için görevden alınıyor ve yerine Hakan Gülten getiriliyor. Her neyse, bizim konumuz Bozgeyik’in yaptıkları değil, tam aksine yapmadıkları. Gerçi, her ikisi de aynı kapıya çıkıyor.

Binali Yıldırım' PttMessenger'ı test ediyor.
Binali Yıldırım' PttMessenger'ı test ediyor.

PttMessenger’ı ilk olarak o dönem Başbakan olan hatta son Başbakanımız olan Binali Yıldırım kullanıyor ve yerli mesajlaşma programı ile Zeytin Dalı Harekatı’nın komuta merkezine bağlanarak görüntülü görüşme gerçekleştiriyor. Bu gelişme doğal olarak piyasada bir heyecan yaratıyor. Herkes yerli mesajlaşma programını indirmek için app store’lara, android marketlere koşuyor. Ama Ptt ilk darbeyi bir tivitle vuruyor takipçilerine.

PttMessenger kurumsal müşterilerimiz için geliştirilmiş bir çözümdür.
Ptt Messenger

diyor demesine ama PttMessenger'ın çıkarken ki vaadi, hatta tanıtan Bakan'ın sözleri WhatsApp'a rakip olduğu şeklinde. Haliyle kimse tatmin olmuyor bu açıklamadan ve teknoloji gurularımız bir şekilde app'e ulaşıyor ve kuruyorlar. App'i kurabilen birkaç talihli türk kardeşimiz 2. darbe ile karşı karşıya kalıyorlar. Yerli ve milli mesajlaşma uygulamamızın açık kaynak kodlu Signal üzerinden geliştirildiği ortaya çıkıyor. Öyle ki, bu kaynak kodu (https://github.com/signalapp?) indirip kullanarak hemen şimdi siz de kendi mesajlaşma uygulamanızı yapabilirsiniz. Gerçekler ortaya çıktığında Ptt yine bir tivit atıyor;

Ptt Messenger

Oysa ki, bugün kapalı olan PttMessenger.gov.tr adresinde o dönem şöyle yazıyor WhatsApp’ın yerli alternatifi PttMessenger için;

Tamamen milli mühendislik kabiliyetleriyle geliştirilmesi nedeni ile güncellenmeye elverişli bir tasarıma sahiptir.

Açıkça görülüyor ki bu doğru değil. Ayrıca, cümle öylesine anlamsız ki, sanki söyleyecek bir şeyi olmayan birinin yalandan bir şeyler söylemeye çalışarak bir takım havalı kelimeleri yan yana koymaya çalışmasından ibaret gibi. Milli mühendislik kabiliyetleri ile güncellenmeye elverişli tasarım arasında nasıl bir korelasyon olabilir?

Ptt için işler sarpa sarmaya başlıyor doğal olarak. Yapar mıyız, yaparız alimallah diye başlayan macerada koparılan yaygaranın, verilen vaatlerin hiçbir karşılığı yoktu. Yaygarası bir tarafa, senin benim onun cebinden çıkan paralarla yapılan ve sözde ceplerimizde yerini alacak yerli ve milli mesajlaşma uygulaması için ptt nereye ne kadar harcamıştı? Bilmiyoruz. Bilemeyeceğiz.

Yine PttMessenger’ın tanıtım sitesinden bir başlık;

PttMessenger, platform bağımsız çalışabilir yapısı ile etkin bir erişilebilirlik sağlamaktadır.

Evet, hakikaten platform bağımsızlık konusunda kimse eline su dökemez. Bu kesin. Erişebilirlik konularında bir başyapıt olduğuna da itiraz etmek mümkün değil. Bilmediğimiz bir şeye itiraz da edemiyoruz haliyle. "En mükemmel çocuk henüz doğmamış olandır" derler ya hani.

Yukarıya da koymuş olduğum dergideki tanıtım yazısında da şöyle bir satır yer alıyor;

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, TRT Haber’in canlı yayınında PttMessenger’ın 6 ay içinde bireysel kullanıma da açılmasının hedeflendiğini söyledi.

Sanki kurumsal versiyonu çalışıyormuş gibi, akan herkesin gözünün içine baka baka 6 ay içinde bireysel kullanıma da açılacağını belirtiyor. kullanıma "da". Bakın buradaki "da" dahi anlamındaki "da" ve ayrı yazılıyor.

Peki, ne oldu 6 ay sonra? Proje sanki hiç var olmamış gibi ortadan yok oldu. Bir daha adı anılmadı. Sanki tüm bunlar hiç yaşanmadı. Bu konuşmalar hiç yapılmadı. Kimse de, ne oldu buna diye sormadı. Soramadı.

Bugün artık böyle bir uygulama yok. messenger.ptt.gov.tr sitesi de yok. Üstelik bu proje, yüksek teknoloji gerektiren, çılgın ar-ge mesailerine ihtiyaç duyulan türden bir proje de değil. Piyasada yüzlercesi olan bir mesajlaşma uygulaması.

Kaldı ki açık kaynak kodlu mevcut bir projeden başlayarak ilerlemek zafiyet değil meziyet kabul edilebilir. Baştan sıfırdan yazmak gibi bir israf yerine böyle yapmaları daha doğru. Sırf moda diye milli mühendislik diyerek lüzumsuz gövde gösterisi yapınca proje sadece lafta kalıyor. Gerçekler ortaya çıktığında komik duruma düşüyorsunuz.Aklı başında bir yazılım firması böyle bir proje geliştirecek olsa en başta signal'in github repo'suna üye olur, commit gönderir, kod katkısı yapar. Bunda bir beis yok. Belli bir noktadan sonra, kendi projelerini ayırır projenin büyük kısmını açık kaynak kodlu sürdürürler. Bugün Microsoft bile kendi projelerini böyle bir metodu benimsemiş durumda.

Her neyse, hamaset diyordum. Evlere tıkılı kaldığımız şu günlerde ayyuka varmış durumda. Kimisi “Zoom" adlı görüntülü görüşme uygulamasının yerlisini üretiyor, kimisi covid-19'un aşısını buluyor. Teknolojide 100 yılda yapamadığımız atılımı 1 yılda yapacağız gibi bir hava var. Böyle zamanlarda Ziya Paşa’nın o güzel dizeleri geliyor aklıma -ki Binali Yıldırım'da kullanmayı pek severdi;

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Yerli otomobil
Bonus;
2015 yılında, 2020 yılında yollarda olacağı iddia edilen ilk yerli araba girişiminden geriye kalanlar. #tbt

Şu çok açık ki, zoom’un yerli ve milli alternatifinden kovid’in aşısına 1 milyon yazılımcıdan yerli arabaya hepsi yine bir süre sonra hasır altı edilecek. Ve, hiç birimiz İlhan İrem’i hatırladığımız kadar bile hatırlamayacağız olanları.

Geçelim mi bunları? Sıkmayalım mı canımızı? Hayat bunları düşünemeyecek kadar kısa mı gerçekten? Yerli mesıncır projesinde neler olduğunu alt alta yazmak beni vatan haini yapar mı hakikaten? Halbuki ben, vatansever ilan edilmeyi beklerken.

Ya sahi, bir İlhan İrem vardı, ne oldu ona?